maksudumuz

yaşamın son hali, küçük sekansların birleşmesiyle, aklımızda kalan ucube anılardan başka bir şey değildir. geçmiş dediğin bugünün kanıtıdır. halbusi insan değişken bir varlıktır. ‘değişim’ kaypaklıkla ve karaktersizlikle karıştırılmamalı. bu anlamlar arasında küçük tefrikler, insanı büyük nihayetlere gebe bırakabilir. ve eğer (ve ile cümleye başlamanın ferahlığıyla, hız kesmeden) anılarınız arasında donla denize girdiğiniz bir zaman dilimi varsa, bu hep öyle kalacaktır ve geçmiş zamanın şimdiki halinde, kendini her zaman atomik bir surette tekrar edecektir. beynin hiçbir zaman unutmadığı şeyler; bizim dikkat etmediğimiz, bilincimizin fonunu oluşturan ayrıntılardır. meselâ sobanın üstündeki elma ve portakal kabuklarının kokusunu her anımsayışımızda çocukluğumuz aklımıza gelecektir, elbet. sigara içme zuhuratı aleni bir hâl aldığında, kesenkes bir izbede iffetsizce içtiğin sigaranın tadı dimağında anımsanacaktır. alkolün haddini bilip sohbete yalnızca bir meze olduğu o güzel sofralardaki, güzel insanlar bir bir anımsanacak ve pragmatik olmayan bir dünyanın özlemi de harlanacaktır, yüreğinde. her şeye rağmen avantüre ve bir o kadar da teminatçı bir hayatı seçen, o güzel insanlara da selam olsun…

vazifemiz

bu internet-i vakitlik gayri resmi bir ciddiyetle harcıalem konular üstüne dahi gerçeküstücü bir tutumla yaklaşmayı, olağanı olmayacak şekilde anlatmayı, plaza beyfendiciliğinin gergin safsatalarının aksine müstakil ev misafiri kadar sizi rahatlatmayı düstur edinmiştir. gazamız mübarek olsun.